Adnan Güneyi mi merak ettiniz


Merhaba arkadaşlar;  Bazen bende sitelerde araştırma yaparken, hep şu soruyu sorarım kim bunlar.Bazen hakkında kısmını okurum.Ancak birçok sitede genelde hakkında kısmında kişisel bilgiler vermezler.Her nedense sır gibi saklarlar. Sır gibi sakladıkları konularıda günlük hayatlarında herkesle paylaşırlar.ne yapacaksınız dünya hali, görüş özgürlüğü. Bu konuda kimseyi yargılayamayız.Ancak iş pazarlama konusuna geldiğinde ürün hep ön planda olur.Güzel olan hep üründür.Tüm övgüler ve tanıtımlar ürün hakkında yapılır.Bizlerde müzik dinler gibi dinleriz.Ön yargılarınız ve sezgileriniz yılların tecrübesi ile birleştiğinde zaten kişi ve ürün hakkındaki düşünceleriniz çoktan netleştirmiş olacaktır.Artık kararınızı vermiş ve uygulama safhasına geçmişinizdir.
Diyeceksiniz ki bu anlatımın buradaki amacı ve nedeni ne ? Ne alaka? İşte bende tam bu noktada alakalı olan ürünü tanıtmaya çalıştım size.Yani kendimi. Çok kısa ve öz oldu.

Hayatımda ilk bilgisayarı almaya çalıştığımda 1995 senesindeydim. Oysa bilgisayarla tanışmam 1989 senesinde başlamıştı.Yani bilgisayar henüz kocaman deneysel aşamalarda olduğu dönemlerde. Bu günkü teknoloji ile kıyaslama yapmak ve örneklemek gerekirse ;
1.44 disketlerin bir veriyi sabah takıp akşama kadar bilgi akışını beklediğimiz dönem dersem   herhalde aradaki farkı çok iyi anlayacaksınız.O dönemi yaşayanlar çok iyi bilirler MSDOST zamanları.Siyah kara ekran dönemi. İşte o dönemlerden bugünlere kadar geldik.Kayıt olmadığım site yok dersem belki abartılı anlatmış olurum.Bazen bir siteye giriş yapıp kayıt olmaya çalıştığımda aldığım cevap şu oluyor.Zaten verilerimizde mevcutsunuz, şifrenizimi unuttunuz.Aslında şifreyi değilde ne zaman kayıt olduğumu unuttum.Dedimya o kadar çok ki sayısısnı bende bilmiyorum. Tek sevdiğim konu araştırma, geliştirme ve sonuca ulaşma.Evet bu benim hobim.1972 senesinde orta okula başladığımda bu hobi gelişmeye başladı.Hayatımda ilk defa sinamaya gitmiştim ve hiç unutmuyorum ve hatta kendime bile gülüyorum bazen.Sinamada balkon kısmında makina dairesinin hemen önünde oturuyordum.Herkes filim seyrederken ben ismini dahi bilmediğim tepemden devamlı hareket halinde oynayan o ışıkları seyretmek ve ne  olduğunu anlamakla meşguldum. Çok ilginçdir filim bittiğinde ben halen makina dairesini incelemekteydim.Filimin ne olduğunu dahi bilmiyorum.Çünki seyretmemiştim.İşte bu merak beni araştırmacı yaptı.Okul döneminde kütüphanede devamlı sinama makinaları ve gelişimini inceledim.Sinama makinasını kim bulmuş, ne şekilde bulmuş, ne yapmış hepsini okudum.Filim şirketlerini gezdim.Kaçak kaçak onları izledim.Nasıl filim sarılıyor ? Neye sarılıyor ? Filim kopunca ne yapıyorlar ? Bu gibi sorularla hep günlerim geçti ve zevk alıyordum. Evet o dönemlerde kopan bir filmin nasıl yapıştırıldığını bilirmisiniz.Hiç merak ettinizmi? Çok ilginçtir.Bayanların kullandığı bildiğimiz asiton filim yapıştırılmasına yarayan bir yapıştırıcı görevi görmekteydi. Kopan filmin mat ve parlak yüzeyi jiletle 1 mm civarında kazınır özel bir aparata dişli kısımları geçirildikten sonra mat ve parlak yüzeyler üst üste getirilerek, üzerine küçük bir fırça bir sürümlük asitonçekilirdi. 2 sn içinde hemen kurur ve makinis filmi oynatmaya çalışırdı.İşte kaçak olarak izlediğim ve sizlerle paylaştığım anılardan küçük bir parça.
Sonuç olarak o dönemde kullandığım malzemelerle bir filim makinası yaptım.İşin belki komik tarafı ama gerçek yönüde burdaydı.Bakın kısaca anlatim.Kullandığım malzemeler nelerdi.
1. 4 ad ince kenarlı mercek
2. Kalın silindir karton boru
3. Ninelerimizin kullandığı tarihi dikiş makinası mezura makarası 8 mm eninde
4. Filimcinin çöplüğünden alınan 8 mm lik şarlo'nun filmi
5. 1 Ad. Reno taksilerin farı
6. Tahtadan yapılmış bir sinama kutusu ve içi atık teneke ile döşenmiş sıcaklığı muhafaza edecek arada strapor cinsi parçalar
7. O zamanın meşhur dönen makaralı ses kaydedicilerinin makarası makara arası 8 mm dir.
8. Makarayı döndürecek su çardaklarından su çekilen maket bir manevela (L) harfine benzer.L harfine ters bir L koyarsanız anlayacaksınız.Bilgisayatda şu anda sadece anlatım yapıyorum.Gözünüzün önüne getirebilirsiniz.Bu L manevelayı makaraya takarak çevirme işlemi gerçekleşmektedir.
9. Filmin geçtiği bir kızak.Tahta oyularak ve üzerine ilaç aliminyumlarınla kaplanmış bir düzenek.
10. İşin en önemli kısmına geldik.Malta haçı.Filmin 1sn de 16 kez akışını sağlayan meşhur malta hacı.Malta hacı bildiğimiz yarım ay biçiminde bir metaldir. Dişlilere kumanda eder.Bir turunda 16 filim karesini 1 sn de çevirir.Çıplak göz bunları göremediğinden peşpeşe gelen sahneler hareket haline dönüşür.İşte bütün sorunda bu kısımda başlamaktadır.Bu hacın yerini ne alabilir ve akışı ne sağlayabilir.Cevap araştırma sonucunda çok komik gelebilir size, bildiğiniz tükenmez kalemin iç yayı bu malta hacı görevini yapabilmekte.
Demin anlattığım kızağın iç kısmına belli bir açı ile yerleştirildiğinde filmin dişlilerinden yırmadan esnek olduğundan hareketi sağlamakta.
Tüm bu yemek tarifi gibi verdiğim malzemelerle birleştirme yaptığımızda karşımıza kendi imalatımız sinama makinası çıkmış oluyor.
Sonuç : Anlatım çok uzayacağından parçalar birleştirilip filim oynatılması sağlanıyor.Ve bu işlemi başarmıştım.Fazla uzatmim bir sonraki denemem ise 35 mm bugünki filimler üzerine oldu ve ondada başarılı oldum.
Belki inanmayacaksınız ama 8 mm lik şarlonun filmini halen saklıyorum.Benim için çok büyük bir anısı var.
İşte Adnan Güney hakkında onu tanıtan kısa bir anlatım.Yaptığım araştırmaların sadece 100/1 diyebileceğim bir küçük kısmı.Buraya kadar okuduysanız ne mutlu bana.Sizleri seviyorum.İnsanlara yardımcı olmayıda çok seviyorum.Anlattıklarımla birşey anlatabildiysem ne mutlu bana.Çok sevdiğim bir söz var, onu da yazmadan yapamayacağım.
"En iyi öğretmen zamandır, Ancak ! O da talebesini yok eder"...
Saygı ve sevgilerimle..

Adnan GÜNEY

Bu da çok sevdiğim aracımmmmm
 aracım